15.02.2021, 15:48

Ey Türkler ! Uyanın Artık !

Merhum Durmuş Hocaoğlu, Yeniçağ Gazetesinin 29.11.2005 tarihli nüshasında bir manifesto olarak nitelediği “Ey Türkler!” başlıklı yazısıyla yaklaşan büyük tehlikelere dikkat çekiyor ve Türkleri aşağıdaki keskin ifadelerle harekete geçmeye çağırıyordu:

"Ey Türkler!

Sizlerde yükselecek güç var, sizde her şey var. Yeter ki gerçek ile sahteyi, gerçek aydın ile propagandistleri ve lobicileri, gerçek lider ile fareli köyün kavalcılarını ayırabilecek (orijinal metinde ayırdedebilecek şeklinde-RT) bir bilinç ve ferasete kavuşunuz; gücünüzü keşfediniz ve iradenizi harekete geçiriniz."

Peki, Hocaoğlu’nun bu canhıraş feryadına Türkler ne kadar iltifat ettiler. Aradan geçen 15 koca yılda Türkler, davete icabet kabilinden güçlerini keşfedip, iradelerini harekete geçir/ebil/diler mi?

Merhum Durmuş Hocaoğlu, Türklerin çağrısına iltifat edip etmediklerini göremeden 23 Ekim 2010 tarihinde aramızdan ayrılıp dâr’ül bekâya irtihal etti. Türklerden ne yapmalarını istiyordu, hatırlayalım: Türklerin öncelikle gerçek ile sahteyi birbirinden ayıracak bir bilinç ve ferasete kavuşmalarını arzu ediyordu. Aslında bu konudaki duyarlılığı, hayatın her alanının tabir-i caizse hercümerç olduğu/edildiği haklı ve yerinde tespitine/teşhisine dayanıyordu. Bu durum aradan geçen zaman içerisinde bırakın düzelmeyi tam aksine daha da derinleşmiş; öyle ki “At izi, it izine karıştı” deyişine rahmet okutacak bir hale dönüşmüştür. Devlet ve toplum hayatında itibar edilen kurumlar ve değerler bizatihi bu kurumların temsilcileri ve mensupları üzerinden itibarsızlaştırıldı. İtibarsızlaştırılamayanlar ve her halükârda itibarsızlaştırma sürecine direnç koyabilecek olanlar da fail-i meşhut bir şekilde devre dışı bırakıldılar (Meçhul yerine yanlışlıkla meşhut yazılmış değildir. Zira meçhul olan bir şey yoktur. Devlet varsa meçhul bir şey ol/a/maz. Varsa şayet, olan meçhul değil meşhuttur. Sadece birilerinin işine gelmediği için meçhul tutulmaktadır).  Ezcümle Türkler, bırakın bu konuda harekete geçmeyi, yıllar var ki dinlemekten bıkıp usanmadıkları teraneleri dinlemeyi yeğlemiş/yeğlemekte ve masalcı başlarının o insanı kendinden alan tonlamaları nezaretinde (?!) mışıl mışıl uyu/tul/mayı tercih etmişlerdir.

Türkler, ikinci olarak ne yapacaklardı? Gerçek aydın ile propagandistleri ve lobicileri birbirinden ayıracaklardı değil mi? Mekânın cennet olsun mübarek insan. Ne kadar iyi niyetliymişsin. O kadar ki, Türklerin okumaya, yazmaya, okuyana, yazana kıymet atfettiğine öylesine inanmışsın ki, böyle bir ayrımı yapmalarını istemişsin. Merhumun bu iyi niyeti, olsa olsa Türklerin vakt-i zamanındaki ilme ve âlime olan muhabbetlerine tefsir edilebilir. Yoksa Türklerin modern zamanlarda (?!) ilme olan kayıtsızlığının ne derece tavan yaptığının ayne’l yakîn tanığı bizatihi kendisiydi.

 Peki, Türkler gerçek aydın ile sahte olanını birbirinden ayırabildiler mi? Ya da ayırabiliyorlar mı? Bu suale gönül rahatlığı içerisinde evet cevabını vermek ne yazık ki mümkün değil.  Daha da vahimi sahtesinden tefrik edilebilecek, “aydın” kimliğini bileğinin hakkıyla kazanmış aydınlarının olup olmadığı da ciddi bir merak konusu. Varsalar bile, neredeler, sesleri niçin çıkmaz?

Diğer taraftan bilginin ihtiyaç olmadığı bir toplumda aydın olmanın da geçer akçe olmaması anlaşılabilir bir durumdur. Halk irfanının yerinde tespitiyle “Güzel ile zenginin rağbet gördüğü” bir piyasada aydın olmak, mesuliyeti taşınması oldukça ağır bir külfet olsa gerek. Bu meyanda Türkler, meşakkatli ancak kalıcı olanı talep etmekten ziyade pratik aklı kullanarak kendilerini hedefe vardıracaklarını düşündükleri sahteleriyle yol yürümeyi tercih ettiler. Esasında bu vaziyet doğal bir durumdur. Aslı dururken sahtesine rağbet ediyor olmanın ya da aslını ortaya çıkarmanın bedelinden kaçınmanın kaçınılmaz bir yansımasıdır, Türklerin yaşadıkları. Diğer bir deyişle Türklerin yaptığı, dost meclislerinde “Bir yanlışlık yaptığında, seni kılıçlarımızla düzeltiriz” celallenmesinden, iş başa geldiğinde “Sen, ne dersen o olur Abi” ucuzluğuna teslim olmalarıdır.

Son olarak Türkler, gerçek lider ile fareli köyün kavalcılarını birbirinden ayıracaklardı. Öyle bir bilinç ve feraset ehli olacaklardı ki, varlığını milleti adına feda edecek olanla, kerameti kendinden menkul olanı tereyağından kıl çeker gibi ayıracaklardı. Maalesef bu da olmadı. Türkler, son 200 yıldır içerisine girmeye çalıştıkları Batı kültür dairesinin yönetim anlayışını özümseyemediler. Özümseyemedikleri gibi kendi inanç ve kültür kodlarından da koptular. Dâhil olduklarını ileri sürdükleri yönetim anlayışının şekil şartlarında gösterdikleri başarıyı, kendi inanç ve kültür kodlarındaki bolca referansa rağmen tatbikatta sergilemekte acze düştüler. Sosyal, dinî, iktisadî, siyasî, ilmî vb. organizasyonlarında, referansları hilafına, sorgulamaktan ziyade mutlak itaati, şeffaflıktan ziyade gizemi, meşveretten ziyade tek sesliliği öne çıkardılar. Esasında bu anlayış dün eleştirdikleri ve söz sırası kendilerine geldiklerinde yapmayacaklarını taahhüt ettikleri hastalıklı bir anlayıştı. Çabuk unuttular, onlar da haklı olmanın gücünden, güçlü olmanın haklılığına tenzil-i rütbe eylediler. Ve anlaşıldı ki Türkler, merhum Hocaoğlu’nun beklediği üzere gerçek lider ile fareli köyün kavalcılarını birbirinden ayırabilecek bilinç ve ferasete hal-i hazırda sahip değildiler.

Bütün bu menfî durumlar muhakkak ki Türkleri değersiz kılmaz. Hele tarihte üstlenmiş oldukları misyonu tekrar kuvveden fiile geçiremeyecekleri anlamına hiç gelmez. Canımızı sıksa da yeise kapılmaya sebep sayıl/a/maz. Tam aksine merhum Hocaoğlu’nun 15 yıl öncesinden dikkat çektiği noktalara, yaşanan acı tecrübelerin ışığında alıcı bir idrakle bakmayı gerekli kılar. Lâkin gelinen noktada, “Türkler buna mecburdur” demek artık çok hafif kaçacağından “Türkler, buna mahkûmdur” demek daha yerinde olacaktır. Bu şartlarda sadece hitabımız değişecek; “Ey Türkler” hitabı yerini “Ey Türkler Uyanın Artık”a bırakacaktır.

EY TÜRKLER! UYANIN ARTIK!

Yorumlar (1)
Zeynep 5 gün önce
Severek takip ediyoruz haklısınız
Günün Anketi Tümü
Bugün seçim olsa kime oy verirsiniz?
Bugün seçim olsa kime oy verirsiniz?
3
hafif yağmur
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Beşiktaş 27 60
2. Galatasaray 27 57
3. Fenerbahçe 27 55
4. Trabzonspor 27 51
5. Hatayspor 27 46
6. Alanyaspor 27 43
7. Gaziantep FK 28 43
8. Karagümrük 27 41
9. Göztepe 27 36
10. Antalyaspor 27 35
11. Sivasspor 26 33
12. Konyaspor 26 32
13. Malatyaspor 28 31
14. Kasımpaşa 27 29
15. Kayserispor 26 28
16. Rizespor 27 28
17. Başakşehir 27 26
18. Erzurumspor 27 26
19. Denizlispor 27 24
20. Ankaragücü 26 23
21. Gençlerbirliği 26 21
Takımlar O P
1. Giresunspor 24 53
2. Samsunspor 25 50
3. İstanbulspor 25 47
4. Adana Demirspor 25 45
5. Altınordu 25 45
6. Altay 24 41
7. Tuzlaspor 24 41
8. Ankara Keçiörengücü 25 40
9. Bursaspor 24 34
10. Bandırmaspor 25 32
11. Ümraniye 24 31
12. Menemenspor 25 27
13. Adanaspor 24 26
14. Boluspor 24 26
15. Balıkesirspor 24 25
16. Akhisar Bld.Spor 24 19
17. Ankaraspor 25 16
18. Eskişehirspor 24 7
Takımlar O P
1. Man City 27 65
2. Leicester City 28 53
3. M. United 27 51
4. Chelsea 27 47
5. Everton 26 46
6. West Ham 26 45
7. Liverpool 27 43
8. Tottenham 26 42
9. Aston Villa 26 40
10. Arsenal 27 38
11. Leeds United 26 35
12. Wolverhampton 28 35
13. Crystal Palace 27 34
14. Southampton 27 33
15. Burnley 28 30
16. Brighton 27 26
17. Newcastle 26 26
18. Fulham 27 23
19. West Bromwich 27 17
20. Sheffield United 28 14
Takımlar O P
1. Atletico Madrid 24 58
2. Barcelona 26 56
3. Real Madrid 25 53
4. Sevilla 25 48
5. Real Sociedad 25 42
6. Real Betis 25 39
7. Villarreal 26 37
8. Granada 25 33
9. Levante 25 32
10. Athletic Bilbao 24 30
11. Valencia 26 30
12. Celta de Vigo 25 30
13. Osasuna 26 28
14. Cádiz 26 28
15. Getafe 26 27
16. Real Valladolid 26 25
17. Elche 25 24
18. Eibar 26 22
19. Deportivo Alaves 25 22
20. Huesca 25 20
Namaz Vakti 07 Mart 2021
İmsak 05:43
Güneş 07:06
Öğle 13:05
İkindi 16:18
Akşam 18:53
Yatsı 20:11