09.04.2021, 22:04

EVRENSEL BİR PROBLEMİ YANSITAN BU FOTOĞRAFA SOSYOLOJİ VE DİN AÇISINDAN BAKIŞ

Eğer en iyi fotoğraf makinesi olan en iyi fotoğrafçı, en iyi daktilosu olan en iyi yazar olsaydı, her şeyin en iyisine sahip, sarayı, saltanatı ile sosyal yaşamı çok iyi olan insan da en iyi insan olurdu. Ne yazık ki gezegende “her bir şeyi en iyi olanlar (kodamanlar)” insanlığın başına bela olmuş durumda. İşte kimi cennetini, kimi cehennemini yaşarken, kimileri de “cennet vaadi ile diğerlerine cehennem” yaşatıyor. Zulüm budur. Cehennem budur. Kıyamet budur.
İnsan bu, Allah’ın “akıl verip de adalet ve suhulet içinde bir düzen için” gönderdiği kendine ait dinini bile nefis, hırs ve ihtiraslarına dönük ihtiyaç gidermek için kullanmaktan geri durmamış. O kadar ki dinler insanlığın başına bela olacak kadar!



Yukarıda “cennet vaadi ile aşağıdakilerine cehennem yaşatan” ezenler; aşağıda, ruhunu “kendisini ezenlere” satmış bir kitle. Dahası, idrakten yoksun, kurtarıcı şuura düşmanlığı dindarlık sanan yığın!

Nereden bakarsanız bakın, merkezde İNSAN var!
Hani verilen tüm canlı- cansız nimetler kendisinin kullanımı için olan; akıl ile şereflendirilmiş, “yaratılmışların en şereflisi” olan İNSAN.

Kendisine sadece “emeğinin karşılını almak üzere kullanım hakkı verilmesine” rağmen BENİM diyerek Yaratan’dan rol çalan İNSAN.

Belki de özet Malcolm X’e ait “En iyi nasihat iyi örnek olmaktır” sözünde yatıyor. Bu noktada Muhammet İkbal’in büyük bir hınçla dolu “ezilip sömürülen insanların öte dünya/huri ve gılman edebiyatıyla susturulması şikayeti” manidardır. Zira dinin “halkı ayağa kaldırma aracı” yapılması yerine, “hakkı boğma aracı” yapılması onu adeta çıldırtmıştır.

Bundandır; dinin, “rızık kaynağına” dönüştüğü bir iklimde insanlık özellikle de Müslüman coğrafya din yorgunu ve küresel güçlerin de oyuncağı olmuştur. Oysa dinin kaynağı ALLAH, hedefi İNSAN, amacı ise insanı mutlu kılmak değerli ve sevinçli tutmak idi. Çünkü insan evrende buyruğu yürüyen, sözü geçen kimsedir. Yani DİN yataydır “dikeyden alınan enerjinin yataya yayılmasıdır.” Anahtarı insan, ve doğa ilişkisidir.

Söz (Ünlü İngiliz yazar) John Pushkin "Pek çok din vardır, fakat sadece bir tek ahlak vardır” diyor. İşte o ahlak yerini bulmadığı için sırasıyla gönderilen kitaplar, dinler ve peygamberler insanlığı ıslah edemedi ve insanlığın istikamet almasını amaçlamasına rağmen istenen şuur oluşmadı, oluşamadı.

Oysa yukarıda değindiğimiz üzere tüm dinlerin ortak amacı şunlardı;
* Yukarıdakini aşağı, aşağıdakini yukarı çekmek,
* Biriktirmeyi (kenz) ortadan kaldırmak,
* Tekelleri kırmak,
* Eşitlemek- adil paylaşmak,
* İnsana ait her şeyin insanca kullanılmasıdır.

Nihayet mülk Allah, kulun ise sadece kullanım hakkı vardı. Sadece kula yönelik “hammaddeyi işleme ve emeğinin karşılığı alması” emri vardı.
Allah’ın mülküne BENİM diyenler yüzünden sistem alt üst oluyor ve böylece bu nimetleri verenle kavga bu noktada başlıyor. Ve Allah ile kavga devam ediyor. Çünkü kahir ekser (dinde yeri olmayan) “din adamı sıfatı taşıyanlar” bunların hiçbirinden bahsetmiyordu ve bugün de bahsetmiyor.

Böylece DİN denen “Allah’ın iyi insan projesi” bizzat, insan tarafından başarısızlığa mahkum ediliyordu. Hem de “sistemi bozulmuş dinden” istifade edilerek...

Tabi süreçte üzeri insan tarafında örtülen en önemli husus hatta yaratılış amacının nirengi noktası şu: Din en özgür kurumdur, Allah yarattığı tüm insanların iradesine son derece saygılıdır. Bakın, Yaratan insanın kötü fiiller işleyeceğini bilmesine rağmen; özgürlüğün kendisini, özgürlüğün riskine tercih etmiş, kendisiyle ilişki kurma hususunda da kullarını özgür bırakmıştır. Yarattığına o kadar saygılı ki “nasıl davranacağına sen karar ver” demiş. Yani rolleri tanıtmış fakat dağıtmamış, herkes rolünü kendi seçsin demiş.

“Kişi kendi tercihinden sorumludur. Biz insana yolu göstermişizdir. İster şükrederek yürür ister küfrederek” diyor (Dehr / İnsan- 3). Hastalık ya da problem genetik ve Allah’tan ise Allah sorumlu tutmaz. Dolayısıyla insan “aklın yeterliliği ile işlenen fiilden” sorumludur.
DİN ne onun ne bunun ne de şunun dediğidir. DİN, Allah’ın dediğidir ve insan içindir. Öncelik, cennete girmeye çalışmaktan ziyade bulunduğu yeri cennete çevirmektir.
Manidardır Tin- 4’te diyor ki; “Biz insanı tam yarattık ama kim ne olmak istiyorsa öyle oldu”. Dahası Tin- 5’te “İnsanlar aşağılığın aşağılığıdır” diyor. Hulasa Şems- 7’de “Kurtulmak da, cehennemi boylamak da kulun kendi elindedir” vesselam. Başka bir ifade ile din tamamen sosyolojik amaçlı esarete düşmüş köleliğe mahkumiyetin ortadan kaldırılması için Allah’ın sunumudur.

Dinden ne anladığınıza bağlı. Dini, bir hurafe yığını diye anlıyorsanız, tabi ki gereksizdir. Zira insan, bu kez zihnini hurafeye boğmuş oluyor. Eğer dini, gerçek dışı şeylere inanmak, gerçek dışılık olarak tanımlıyorsanız, hakeza yine gereksizdir.

Yukarıdaki tanımlarla örtüşen diğer bir tanımlama göre, din Arapça “dyn” kökünden gelir. Deyn, borç demektir. Örneğin “duyun-i umumiye, yani umumi borçlar” gibi. Dolayısıyla bir kimsenin din sahibi olması demek, borç sahibi olması demektir. Yani kişinin kendisini borçlu gibi görmesi durumudur. Kime karşı borçlu? Kendisini dünyaya getiren annesine, babasına, ailesine, eşine, çocuklarına, topluma, doğaya, evrene ve nihayet eğer inanıyorsa tanrıya, içindeki vicdanına, kendi bedenine karşı. (Bu tanım değer bulduğum bir ilahiyatçıya aittir.)

Yaratan’ın Bakara 213-214’teki sözleri çok önemli bir ışık tutar; “Allah yürümek isteyenleri doğru yolda yürütür. Adalet ve eşitlik yıkıldığı için insanlık çöktü ve Allah bunun üzerine elçiler ile beraber kitaplar gönderdi” diyor.

Tam da IŞIK budur. Şunu rahatlıkla söyleye biliriz: Eğer bilim ve din çatışırsa bilimi tercih etmek gerekir. Zira din ve onun cüzü (Kuran) insanlara bilinç aşılar, bilim vermez. Kuran’da bilinç (farkındalık) vardır. Bilinci, bilime kavuşturmakta peygamberlerin her birisi birer elçidir/ vesiledir. Varisleri ise ilimde rasih (ilmi derinliği) ve ruhi derinliği olanlar ile şairler yani insanlığa yardım amacı güden ozanlar ve elçilerdir. Elçi derken, biliminin kurucu babaları adına birkaç örnek verir isek;
* Sokrates (Aklın ve felsefenin elçisi, diktatörüdür) diyor ki “Sorgulanmamış bir hayat, yaşanmaya değer değildir.”
* Aristoteles (Bilimin elçisidir. Matematik, fizik, gökbilim, ilk felsefe, zooloji, mantık, siyaset ve biyoloji gibi pek çok disiplinde eserler vermiştir)
* İbni Haldun (Sosyal bilimlerin elçisidir) diyor ki “Eğer bir mahallede bir kişi ölüyor ve kimse bundan haberdar değilse o mahallenin hepsi katildir.”
* Marks (Emeğin elçisi / diktatörüdür) diyor ki "Hayvan olmak istiyorsan olabilirsin elbette. Bunun için insanlığın acılarına sırt çevirmen ve yalnız kendi postuna özen göstermen yeterli.” İkbal ona “Cebrail’i olmayan peygamber” der.

Kısacası bilen, bilmeyene ELÇİDİR.

Konumuza dönersek, EŞİTLİK biyolojik değil siyasal, politik, sosyolojiktir. Biri çöpe ekmek atıyor, diğeri de çöpten ekmek topluyor… İşte EŞİTLİK burada aranmalıdır. Mevzuyu farklılıklarla karıştırmamak lazım. Zira Bakara- 214’te ifade edildiği üzere “Cennete girmeye çalışmaktan ziyade bulunduğunuz yeri cennete çevirmektir” asıl olan.

Şimdi başlardaki fotoğrafa bir daha bakalım;
Yukarıda altın maskeli şebekler… Aşağıda rüştüne ermeden ölüme mahkum edilen çocuklar…
Peki DİN ne istiyor? Bu iki gurubun el sıkışmasını, aynı sofraya oturmasını, göz hizasında bakışmasını. Böylelikle din, gezegenin kadim derdinin dermanını ilan ediyor.
Dolayısı ile İkbal’in “Kainat Allah’ın davranışıdır” diyerek özetlediği “tabiatın direncinin ve kanununun (yani Allah’ın yasalarının)” işlemeye devam ettiğini söylemek mümkün.

Son sözümüz, akredite dine ait “cennet- cehennem aralığında huri ve gılman safsatası” ile kafayı yemişlere… Allah adına görev üstlenmiş (!) icra memurlarına… Yatıp kalkıp işi namaza bağlayanlara:

“İyi insanlar cennete gider demek” doğru değildir. Doğrusu, “iyi insanlar nereye giderse orası cennettir” olur.
Bu sonsuz kainatı yaratan otoriteye ant olsun ki, herkesin kurtuluşu yoksullardadır! Eşitçe paylaşın. Allah'ın yolu demek, insanlık yolu demektir.

Yoksa artık dönmesin dünya, doğmasın güneş, yağmur gibi yağsın yıldızlar, pamuk gibi atılsın dağlar, coşsun denizler, vallahi KOPSUN KIYAMET.

Yorumlar (1)
Murat 4 hafta önce
Yüreğine sağlık ağabey
Günün Anketi Tümü
Bugün seçim olsa kime oy verirsiniz?
Bugün seçim olsa kime oy verirsiniz?
15
açık
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Beşiktaş 37 81
2. Fenerbahçe 37 76
3. Galatasaray 37 75
4. Trabzonspor 37 64
5. Sivasspor 37 58
6. Alanyaspor 38 57
7. Hatayspor 37 57
8. Gaziantep FK 37 54
9. Göztepe 37 51
10. Karagümrük 37 51
11. Konyaspor 37 45
12. Rizespor 37 45
13. Antalyaspor 38 43
14. Başakşehir 37 43
15. Malatyaspor 37 41
16. Kasımpaşa 37 40
17. Kayserispor 37 39
18. Ankaragücü 37 38
19. Erzurumspor 38 37
20. Gençlerbirliği 37 35
21. Denizlispor 37 28
Takımlar O P
1. Adana Demirspor 33 67
2. Giresunspor 33 67
3. Samsunspor 33 67
4. İstanbulspor 33 61
5. Altay 33 60
6. Altınordu 33 57
7. Ankara Keçiörengücü 33 55
8. Ümraniye 33 50
9. Tuzlaspor 33 47
10. Bursaspor 33 46
11. Bandırmaspor 33 42
12. Boluspor 33 39
13. Balıkesirspor 33 35
14. Adanaspor 33 34
15. Menemenspor 33 34
16. Akhisar Bld.Spor 33 29
17. Ankaraspor 33 26
18. Eskişehirspor 33 8
Takımlar O P
1. Man City 34 80
2. M. United 33 67
3. Leicester City 34 63
4. Chelsea 34 61
5. West Ham 34 58
6. Tottenham 34 56
7. Liverpool 33 54
8. Everton 33 52
9. Arsenal 34 49
10. Aston Villa 33 48
11. Leeds United 34 47
12. Wolverhampton 34 42
13. Crystal Palace 33 38
14. Brighton 34 37
15. Southampton 33 37
16. Burnley 34 36
17. Newcastle 34 36
18. Fulham 34 27
19. West Bromwich 34 26
20. Sheffield United 34 17
Takımlar O P
1. Atletico Madrid 34 76
2. Real Madrid 34 74
3. Barcelona 34 74
4. Sevilla 34 70
5. Real Sociedad 34 53
6. Villarreal 34 52
7. Real Betis 34 51
8. Granada 34 45
9. Athletic Bilbao 34 45
10. Celta de Vigo 34 44
11. Osasuna 34 40
12. Cádiz 34 40
13. Levante 34 38
14. Valencia 34 36
15. Getafe 34 34
16. Deportivo Alaves 34 31
17. Real Valladolid 34 31
18. Huesca 34 30
19. Elche 34 30
20. Eibar 34 26
Namaz Vakti 06 Mayıs 2021
İmsak 03:59
Güneş 05:37
Öğle 12:50
İkindi 16:41
Akşam 19:54
Yatsı 21:25
Günün Karikatürü Tümü