21.02.2021, 19:25

Doğu Türkistan Türk Milletinin Ruhudur

“Güzel Türkistan sana ne oldu,

Seher vaktinde güllerin soldu.”  (Türkistanlı şair, Abdülhamit Süleyman Çolpan)

Doğu Türkistan, Türk milletinin bütün buudlarıyla ruhudur. Katil Çin tarafından, Türk milletinin köküne kast ediliyor, farkında mısınız? Malum, kök imha olursa, dalların varlığının devam etmesi mümkün olamaz. Zalim Çin’in 1945 yılında işgal edip, adını “Sincan Uygur Özerk Bölgesi” olarak değiştirdiği bu kadim Türk yurdu imha olursa, Türkçe’nin kaynakları yok olur, Türk tarihi miladını kaybeder. Aynı zamanda büyük bir “dünya mirası” ortadan kalkar. Çünkü Türk milleti Dünya tarihinin en eski kavimlerinden biri.

Milletlerin geleceği tarihinin derinliği nispetinde şekillenir. Zira millet, bugünden yarına meydana gelen bir varlık değildir. Millet, uzun tarihi vetirelerin neticesi ortaya çıkar. Bu vetireler ne kadar uzun yaşanırsa, meydana gelen millette o kadar güçlü olur. Aynı ırmakların oluşumu gibidir bu. Büyük ırmaklar ne kadar çok yan kollara sahip ise, ne kadar uzun bir mesafeden akıp gelerek, ne kadar engin bir nehir oluyorsa, milletlerin varlığı ve güçlü duruşu da öyledir. Teşbihte hata olmaz, bir milletin tarihi ne kadar derinlere iniyorsa, hal içindeki varlığı da o kadar güçlü oluyor.

Doğu Türkistan tarihi ve coğrafyası bu bâpdandır. Türk milleti Türkistan diye isimlendirdiğimiz Orta Asya’nın tarih boyu yegâne sahibi olan ve kollarını zaman içinde bütün dünyaya salabilmiş belki de tek millettir. Dünyada Türk milletinden başka bir topluluk bu kadar hareket edebilmiş değildir. Bu hareketlilik sadece gelip geçen başıboş bir eylemde değil, gittiği her yerde medeniyetini de üretebilmiş bir harekettir. Türk milletinin düşmanları bunu bildikleri için, tarih boyu bizi imha etmek adına ellerinden geleni yapmaktan geri durmamışlardır. Görenler görüyor ki, halende bu hedeflerinden vaz geçmiş değiller. En doğudaki Çin ile en batıdaki “Bizans”, tarihten beri her türlü desiselerle hep aynı yere vurmaya devam ediyorlar. Bunu yaparken de hiçbir zaman Türklerin karşısına yalnız başlarına çıkma cesaretlerini gösteremedikleri tarihle sabit.

İşte bundan dolayı biz, Türk milleti tarihini bütünlüğünü bozdurmamalıyız. Zaman zaman Türk milliyetçilerinin içinde de veya başka fikir guruplarında da çeşitli sâiklerle muhakeme edilen bu konunun artık kapatılması gerek. Yani, bazılarının dediği gibi, Türk tarihini Malazgirt’ten başlatırsak, kökümüzü kendi elimizle budamış oluruz. Mesela bugün bir Türkçe dilinden bahsedeceksek, bunun menbâı Doğu Türkistan’dır. Ahmet Yesevî, Edip Ahmet Yüknekî, Kaşgarlı Mahmut, Yusuf Has Hâcip gibi elimize ulaşabilen insanların Türkçeye katkısını unutursak, Türkçe daha 18.yy’da imal edilmeye başlanmış ve ne olduğu bellisiz bir dil durumuna düşer. Göktürk alfabesiyle yazılmış “Orhun anıtları” ya da “Orhun kitabeleri” ismiyle bilinen ilk kayıtlardan sonra, günümüz Türkçesinin en kadim kaynakları olan eserleri yazarak güzel Türkçemizin inşâını yapan bu kahramanlar olmasa, bugün Yunus Emre’den de bu kadar güçlü ve neşeli bahsedemezdik herhalde.

Nereden bakarsak bakalım, zalim ve katil Çin’in bugün Türkçenin öz yurdu olan Doğu Türkistan’da yaptıkları vahşiliklere karşı durmak için insan olmak yeterli ama bizim için bir vazife, bir mecburiyet. Doğu Türkistan’da olanlara sessiz kalan, göz yuman kişinin haysiyet ve şerefi şaibeli hale gelir. Zalim Çin, Türkiye’nin yaklaşık iki buçuk katı büyüklüğündeki bu kadim memleketimizde yaptıklarıyla, Türk milletinin geleceğini şaibeli hale getiriyor, ama bizim memlekette “tık” yok. Koca bir coğrafyanın ismiyle, nüfus yapısıyla, kültürüyle, medeniyetiyle imha edilmesini sadece seyrediyoruz. Hiçbir Türk bu zilleti kabul edemez. Bırakın tarihi, kültürü, orada yaşananlara bigâne kalmak, insanlığa yakışamaz. Hele hele ben Müslümanım diyen bir vicdan nasıl böyle bir soykırıma karşı sükût eder. Akıl alır gibi değil.

Vâ esefâ ki, Doğu Türkistan için, Türkiye’de küçük bir topluluğun vefa hissiyle hasbi bir ilgisinin dışında yapılan bir şey yok. Böyle bir meseleden dolayı Türkiye Cumhuriyeti niye yüksek perdeden bir tavır ortaya koymaz. Hani “inananlar kardeşti”. Hani komşusu aç iken, tok yatan bizden değildi”. Bugün Türkiye cumhuriyetini yöneten kadrolar yıllarca bu söylemlerle bu memlekette sosyo-politik konumlar elde etmeye çalıştılar. Bunu başardılar da. Hani Allah kelamı ve peygamber efendimizin risaleti dışında hiçbir şeyi kabul etmeyecektik. Peki, bu Allah’ın kelamı sadece iktidara gelmek için, insanları kandırmak niyetiyle mi dudaklarda tespih edildi. Aslında, iktidar mensuplarının, Doğu Türkistan haricinde birçok Müslüman coğrafyaya sahip çıkan cümleleri ettiklerini de biliyoruz. Bundan mutlu da oluyoruz. Lâkin Doğu Türkistan’a karşı girdikleri bu sükût niye? Niçin Doğu Türkistan meselesi Türkiye’de sadece küçük bir gönüllü elinde kalır? Yıllarca “esir Türkler” davasının bayraktarı olmakla mefahir olan ve iktidarın “gırağında” bekletilen ve “Türkiye’yi karşılıksız sevmekle” kendini ikna eden ülkücü hareketin amiral gemisinden niye bir gür sadâ çıkmaz? Yasak savmak babında kullanılan üç beş mahcup cümle ile savuşturulamaz bu ayıp. Mesela,  Avrupa ve Amerika’nın Çin’i kınama bildirilerinde Türkiye niye yer almaz? Belçika’nın soykırım olarak nitelediği hadiselere Türk devleti nasıl bigane kalır? Doğu Türkistan davasının sembolü olan Rabia Kadir isimli kadın hala Türkiye’ye giremez imiş. Bu utanç hallerine bizi ne adına, kim mahkûm eder? İki sene evvel, Kahramanmaraş’ta, Doğu Türkistan için yapılan yürüyüşte, gönlümüzden sevgisi her şeye rağmen gitmeyecek “müesseselerdeki” dostların uzaktan, mahcup edayla yürüyenleri seyretmesi ne kadar hüzünlüydü, yaşayan bilir.

En acısı da ne biliyor musunuz? Doğu Türkistan’a dair ne zaman bir söz edilse, alkışlaması gerekenlerin, bu sözü edenlere “cia uşaklığı” ithamı. Güya, bu cümleleri kuranlar, Türkiye’ye düşmanlık edenlerin oyununa geliyormuş! Çin’in aslında Türkiye’nin zor zamanlarında yanında yer alabilecek bir ülke olduğunu falan, filan… Sözüm ona, bunları söyleyenlerde Müslüman. Hatta yerli ve milli olanlarından! Kaldı ki Çin’e karşı varsa böyle bir imkân “cia” ile işbirliği yapmak niye kötü olsun. Diplomasinin esas kabullerindendir ki, devletler arasında menfaat birliği esastır. Çin’e karşı Avro-Amerika ile işbirliği yapmak mümkünse bundan niye kaçalım?

Daha öncesi de var ama Türkiye Cumhuriyeti malum resmi olarak kurulduktan sonra kendine “muassır medeniyet” hedefini yol eylemiş ve bunun içinde bütün ilişkilerini Avro- Amerika ile kurmayı ve güçlendirmeyi seçmiştir. Mevcut hükümetimizi oluşturan kurmay heyet bile iktidara gelene kadar bu politikaları olumsuz tenkit etmelerine rağmen, iktidarı ele aldıktan sonra her ne hikmetse bu Avrupa ve Amerikan güçlerine sığınarak iktidarlarını sağlama almaya çalışmışlardır. Doğrudur, yanlıştır ayrı bir bahis ama resmi durum bu. Hadi burayı geçelim de… Bütün bunlardan sonra haliyle bütün ticaretimiz, kültürümüz malum bu ülkelerle. İhracatımızın da ithalatımızın da esasını bu ülkelerle yapıyoruz. Buralar ile kurmuş olduğumuz her türlü ilişki yaralandığında, aç kalacağımız gibi bir teslimiyet içindeyiz. Yeri geliyor bu adamlardan para alıyoruz, yeri geliyor teknoloji. İnsanlarımızın eline para geçenleri soluğu bu ülkelerin şehirlerinde alıyor. Yeni doğan çocuklarımızın, bu ülkelerin vatandaşlığını almaları “milli ve yerli” olanlarında en büyük  hedeflerinden. Ayrıca yine bu ülkelerle önemli askeri ilişkilerimiz de var. Bu ülkelerin dostları dostumuz, düşmanları düşmanımız, falan, filan…

Hâsılı sosyo-ekonomik ve sosyo-kültürel manada çok önemli olan bu ülkelerle olan ilişkileri “Filistin” davamız için elimizin tersiyle itebiliyorken, yapmış olduğumuz ticaret bakımından çok büyük açık verdiğimiz Çin ile bizi akıl almaz şekilde birbirine bağlayan ne? Farz-ı misal, Çin ile yaptığımız ticarette bir milyarlık mal satıyor isek, en az yirmi milyarlık mal alıyoruz. Asıl komik olanı da aldıklarımızın çoğu “cıncık-boncuk” türünden, aslında “yerli ve milli” olarak üretilebilecek şeyler. Çin ile ticaretimizin kesilmesi bizim belimizi büken cari açığın en az yarısını hiçbir şey yapmadan kapatabilecek bir elverişlilik sağlar bize. Hâlbuki Avro-Amerika ile ilişkilerimiz öyle mi? Bu ülkelerle tabiri caizse göbeğimizden bağlıyız, eğer mesele para ise! Bütün bunlara rağmen, Filistin, Mısır, Kıbrıs, Yunanistan, Rusya gibi dış politika meselelerinde biz bu adamlarla karşı karşıya gelmekten imtina etmiyoruz, değil mi? Veya bu katil Çin bizim için askeri olarak mı bir tehdit. Bu kadar uzak coğrafyadan gelip Türkiye için nasıl bir tehlike oluşturabilirler ki, bilen varsa bize de anlatsın. Rusya, Amerika ya da Avrupa hemen yanı başımızdalar ve askeri olarak tehdit olabilecek bir çok elverişlilikleri var ama biz güya onlarla cedel edebilecek tavırlar içine giriyoruz. Yoksa bütün bunlar bir tiyatro oyunu mu? 

Peki, Türkiye’den hem bu kadar uzakta, hem de ilişkilerimizin çok önemli olmadığı Çin’e karşı Türkiye cumhuriyetini bu kadar çaresiz bırakan ne? Yoksa idarecilerimizin Doğu Türkistan’da olanları makul karşılayacağına inanmak mümkün değil. Yoksa bazılarının dediği gibi, inanmak istemediğimiz karanlık ilişkiler mi var? Sırf içerde rahat bir iktidar için gerekli olan kaynak adına, Doğu Türkistan peşkeş mi çekiliyor?

Üç şıklı bir soru bu? Yani ya Doğu Türkistan’da olanlar yalan ve biz cidden cia’nın oyununa geliyoruz, ya Doğu Türkistan’da yapılan soykırıma sükût edenler Müslüman değil, ya da sırf iktidarda kalmak adına Doğu Türkistan’da olanlar görmezlikten geliniyor. Cevap hangisi olursa olsun hepimizin utanması gereken bir durum var ortada.

Vesselam, Türkiye Cumhuriyeti Devleti bir an evvel “titreyip kendine dönmelidir”.  

Yorumlar (1)
Sercan 4 saat önce
Çok haklısınız.Ellerinize sağlık
Günün Anketi Tümü
Bugün seçim olsa kime oy verirsiniz?
Bugün seçim olsa kime oy verirsiniz?
7
parçalı az bulutlu
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Galatasaray 26 57
2. Beşiktaş 25 54
3. Fenerbahçe 26 54
4. Trabzonspor 26 48
5. Hatayspor 26 45
6. Alanyaspor 26 42
7. Gaziantep FK 26 40
8. Karagümrük 26 40
9. Göztepe 26 35
10. Antalyaspor 26 34
11. Sivasspor 25 32
12. Konyaspor 25 31
13. Malatyaspor 26 31
14. Kasımpaşa 26 29
15. Rizespor 26 28
16. Kayserispor 25 25
17. Başakşehir 26 25
18. Erzurumspor 26 25
19. Denizlispor 26 21
20. Gençlerbirliği 25 21
21. Ankaragücü 25 20
Takımlar O P
1. Giresunspor 24 53
2. Samsunspor 24 50
3. İstanbulspor 24 46
4. Altınordu 24 44
5. Adana Demirspor 24 42
6. Altay 24 41
7. Tuzlaspor 24 41
8. Ankara Keçiörengücü 24 39
9. Bursaspor 24 34
10. Bandırmaspor 24 31
11. Ümraniye 24 31
12. Adanaspor 24 26
13. Boluspor 24 26
14. Menemenspor 24 26
15. Balıkesirspor 24 25
16. Akhisar Bld.Spor 24 19
17. Ankaraspor 24 15
18. Eskişehirspor 24 7
Takımlar O P
1. Man City 26 62
2. M. United 26 50
3. Leicester City 26 49
4. West Ham 26 45
5. Chelsea 26 44
6. Liverpool 26 43
7. Everton 25 43
8. Tottenham 25 39
9. Aston Villa 24 39
10. Arsenal 26 37
11. Leeds United 26 35
12. Wolverhampton 26 34
13. Crystal Palace 26 33
14. Southampton 26 30
15. Burnley 26 28
16. Brighton 26 26
17. Newcastle 26 26
18. Fulham 26 23
19. West Bromwich 26 17
20. Sheffield United 26 11
Takımlar O P
1. Atletico Madrid 24 58
2. Barcelona 25 53
3. Real Madrid 25 53
4. Sevilla 24 48
5. Real Sociedad 25 42
6. Real Betis 25 39
7. Villarreal 25 37
8. Granada 25 33
9. Levante 25 32
10. Athletic Bilbao 24 30
11. Celta de Vigo 25 30
12. Osasuna 25 28
13. Getafe 25 27
14. Valencia 25 27
15. Cádiz 25 25
16. Eibar 25 22
17. Real Valladolid 25 22
18. Deportivo Alaves 25 22
19. Elche 24 21
20. Huesca 25 20
Namaz Vakti 02 Mart 2021
İmsak 05:51
Güneş 07:14
Öğle 13:06
İkindi 16:15
Akşam 18:48
Yatsı 20:06